Ana içeriğe atla

ADALET OLURSA TÜRKİYE KAZANIR!


Galile’yi hatırlıyor musunuz?
Yaptığı çalışmalarla “modern fiziğin babası” unvanını almış bir bilim insanı.
Hatırlıyorsanız, “dünya, güneşin etrafında dönüyor” dediği için Engizisyon Mahkemesi’nde yargılanır.
Yargılama sırasında, “dünyanın hareket ettiği” fikrinden vazgeçmeye ve bu görüşlerini lanetlenmeye zorlanır.
Engizisyonun şartlarını kabul eder ama gene de hapse atılır.
Hapisteyken gözlerini kaybeder.
Sonra O’nu ev hapsine mahkum ederler; ömrünün sonuna kadar evde yaşamak zorunda kalır.
Çünkü adaletsizliği engelleyecek güce sahip değildir.
"GENE DE DÖNÜYOR DÜNYA"!

Bir iddiaya göre mahkemede pişman olduğunu itiraf ettikten hemen sonra yakınında bulunanlara, bir başka iddiaya göre de ölmeden az önce “eppur si muove" diye fısıldar.
Yani “gene de dönüyor dünya”!
Almanların, “adalet yoksa memleket yıkılır” şeklinde bir sözleri vardır.
Nitekim bilimsel gerçeklere gözlerini kapatan ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldıran Kilise Düzeni, bilimsel bilginin ışığı karşısında çaresiz kalır ve yıkılır.
Modern Avrupa’nın kuruluş süreci, işte böyle meşakkatli bir mücadele sürecinin sonunda gerçekleşir.
O gün bugündür, engizisyon, bütün “kötülüklerin simgesi” olarak anılırken, Galile, “modern bilimin babası” olarak bilinmektedir.
Demek ki neymiş?
Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir ama kazananlar, yalnızca mücadele edenlerdir.”
El verin, omuz verin; adalet olsun.
Adalet olursa Türkiye kazanır!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mehmet Ağar’ın Sola Dair İfşaatları

Babam, “sen doğru ol, gayret Allahındır” dedikçe yüzüme müstehzi bir ifade gelip otururdu. İçimden hep, “ne zaman?” sorusu geçerdi. TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nun davet ettiği ünlü isimlerin arasında olan Mehmet Ağar, "Sol örgütler de bizim sandığımızın tersine, zararsız, eline bıçak almamış insanlar çıktı" ifadesini kullanınca aklıma babamın sıkça kullandığı o söze karşılık içimden geçirdiğim “ne zaman?” sorusunun cevabı da kendiliğinden verilmiş oldu. O zaman, bu zamanmış! Yaşadıklarımdan biliyorum; Mehmet Ağar, bize, benim yaşıtlarıma çokça işkence yapılmasına, çoğunun sakat kalmasına yahut işkence sırasında yaşamını yitirmesine neden olmuş biri. Zaten Susurluk’ta kamyona çarpan devletin “bağırsakları”ndan ortalığa saçılan kokular nedeniyle suçlu bulunup beş yıl ceza aldığını da biliyoruz. KAYIP ÇOCUKLAR VE BİN OPERASYON!
Bin Operasyon” yapmıştı ve o “operasyonlar” sonucunda sayısız annenin çocuklarının kaybolmasına yol açmıştı. 604 haftadır çocuklar…

Figüransınız Beyler!

Evet, son sözüm bu ama baştan söylüyorum. 7 Haziran seçimleri öncesi Diyarbakır’a ve hemen sonra Suruç’ta gencecik çocukların üzerine atılan bombalamalar ile başlatılan kaos ortamı, Beşiktaş ile tırmanışa geçirip, ülkedeki özgürlük ve demokrasi kırıntılarının rafa kaldırılmasına kaldıraç olduğunuz için. Üzerinizde sakil duran “Özgürlük Şahinleri” adıyla “Türkiye’de rahat bir yaşam beklemeyin” diyerek üstlendiğiniz o kanlı eylem nedeniyle figüransınız. Eğri oturup doğru konuşalım; bu açıklamanın, 80 öncesinde “devletine yardım ettiği” yalanıyla toplumu terörize eden faşist güruhun kullandığı “kana kan, intikam” sloganından bir farkı olmadığı için. Üstelik “Türk halkı TAK’ın direk hedefi değildir” gibi cafcaflı bir cümle eşliğinde, “Kürtler ölüyorsa siz de öleceksiniz” tehdidini yapmayı da ihmal etmediğiniz için. KÜRTLERİN ACISIYLA ZERRECE İLGİNİZ YOK! Beşiktaş – Bursaspor maçının bitiminden sonra patlattığınız bombalarla, 44 kişiyi katledip, 14’ü ağır olmak üzere 136 kişiyi yaralanması…

Bugün günlerden Erdal Eren!(*)

Her idam acımazsızdır. Her idam insanlık suçudur ama bazı idamlar birkaç kez insanlık suçudur. 12 EylülDarbesinin alelacele idam sehpasına çıkardığı Erdal Eren'in idamı işte böyle bir idamdır. 13 Aralık 1980 günü çıkardılar idam sehpasına ve o an itibariyle henüz 17'sinde bir çocuktu. Yani cuntacıların yasalarına göre bile idam edilmesi imkansız olan bir yaşta. İDAM İNSANLIK SUÇUDUR! İnsan Hakları Günü'nde de yazmıştım. "bu ülkenin ve bu topraklarda yaşayan halkların çıkarı, her hal ve şartta darbelere ve darbelerin yarattığı gerilim sonucu uygulanan idam gibi çağdışı yöntemlere karşı çıkmaktan geçmektedir. "Herkesin adil yargılanma hakkına sahip olup, hiçbir baskıya maruz kalmadan yargılanmaları mümkün olsa ve işledikleri suç ne kadar ağır olursa olsun idam denilen çağdışı cezaya çarptırılmasalardı, bugün hala yürekleri kanatmazlardı." (http://blog.radikal.com.tr/turkiye-gundemi/insan-haklariyla-insan-82256) SON BAKIŞ! TıpkıSezen Aksu'nun şarkılaştırdığı o an gi…